Özgür Düşüncenin Bilime Katkısı (Konu Özeti)

ÖZGÜR DÜŞÜNCENİN BİLİME KATKISI

özgür düşüncenin bilime katkısı konu özeti

Sınıf: 7

Ünite: 4-Bilim, Teknoloji ve Toplum

Konu: 4-Özgür Düşüncenin Bilime Katkısı


ÖZGÜR DÜŞÜNCENİN BİLİME KATKISI

Dünya tarihine bakıldığında özgür düşünce ortamının yaşandığı devletlerde bilimsel gelişmelerin yaşandığını; tam tersi özgür düşünce ortamının bulunmadığı düşünce ve ifadelerin baskı altına alındığı dönemlerde bilimsel gelişmelerin yaşanmadığını ve engellendiğini görmekteyiz.

 

SKOLASTİK DÜŞÜNCE VE POZİTİF DÜŞÜNCE

Ortaçağ Avrupası’nda skolastik düşüncenin benimsendiği dönemde kilisenin ifadeleri kesin ve doğruydu, asla doğruluğu sorgulanamaz, eleştirilemezdi. Kilise her şeyi bilmekte ve yeni bilgiler bulunamazdı. Bu anlamda özgür düşünce yasaklanmış ve bilimsel çalışmalar engellenmişti. Galileo gibi bazı bilim insanları çalışmalarını ispat etmeye kalktıysa da ceza almaktan kurtulamadılar. Skolastik düşünce Avrupa’yı karanlığa itmişti.

16. yüzyılda Coğrafi Keşifler, Rönesans, Reform ve Aydınlanma Çağı’nın yaşanması ile skolastik düşünce terk edilerek “Pozitif Düşünce” (bilimsel düşünce, özgür düşünce) benimsenmiş ve bilimsel çalışmalar hız kazanmıştı. Pozitif düşünce ile artık bilgilerin doğruluğu deney ve gözlem ile araştırılmaktaydı.

Avrupa skolastik düşünce etkisinde iken İslam Dünyası özgür düşünce ortamının bulunmasından dolayı “Altın Çağ”ını yaşamaktaydı. İslam dininin okumaya, akla, düşünmeye verdiği önem ve bu dönemdeki devlet adamlarının da desteği ile İslam Dünyası günümüz bilimsel çalışmaların temelini atmaktaydı. Türk-İslam bilim insanları kendilerini bilime adamış, karşılarına çıkan zorluklara rağmen çalışmalarına devam etmiş ve bilimsel gelişmelere önemli katkılar sağlamışlardır.

 

DÜŞÜNCE ÖZGÜRLÜĞÜ

Aydınlanma Çağı’nın önemli isimlerinden Montesquieu’ye göre “Düşünce özgürlüğü en önemli özgürlüktür. İnsanı araştırmaya, düşünmeye yönlendiren özellikler ancak özgür bir ortamda işlerlik kazanır ve gelişir. Özgür olmayan bir ortam insanların kuşku ve korku içinde olmasına sebep olur.” Bu görüş günümüzde de geçerlidir. 

1789 Fransız İhtilali ile dünyaya yayılan “hürriyet, adalet, kardeşlik, eşitlik” gibi kavramlar özgür düşüncenin gelişmesine katkı sağladı. Fransız İhtilali sonrası yayınlanan “Fransız Yurttaş ve İnsan Hakları Bildirisi” ve 1948 “İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi” ile düşünce ve ifade özgürlükleri evrensel bir değer olarak kabul görmeye başladı.

 

Mustafa Kemal Atatürk çağdaş uygarlık seviyesine ulaşmak için dünyadaki gelişmelerin yakından takip edilmesini tavsiye etmiştir. Özgür düşünmeyen bireylerin bilimsel gelişmeleri takip edemeyeceğine vurgu yapmıştır.

 

Ülkemizde düşünce özgürlüğü anayasamızın aşağıdaki maddeleri ile güvence altına alınmıştır.

T.C. Anayasası – Madde 25: Herkes, düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir.

T.C. Anayasası – Madde 26: Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak yayma hürriyetine sahiptir.

T.C. Anayasası – Madde 27: Herkes, bilim ve sanatı serbestçe öğrenme ve öğretme, açıklama ve yayma hakkına sahiptir.

 

 

Faydalı olması dileğimle…

Sosyal Bilgiler Öğretmeni Necati YALÇIN

02.03.2021

Necati YALÇIN

Necati YALÇIN

İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilgiler Öğretmenliği mezunuyum. Bilişim ve Eğitim Teknolojileri ilgi alanlarım.

Bunlar da ilginizi çekebilir...

Bir cevap yazın